Life In A Day (Hayatta Bir Gün) Belgeseli ile Diğerlerini Hisset!

Okuma Süresi: 2 dakika

Life in A day Belgeseli Size Ne Katacak?

“Hayatta Bir Gün”, “Dünyada Bir Gün”, “Dünyanın Bir Günü” veya nasıl istersen öyle çevirebilirsin. Life in a day belgeseli, sizi diğer insanları düşünmeye itecek! Diğerleri ne yapıyor?

Her insan konuşur, her insan fikir beyan eder. Bir çoğunun sözü ise gürültüden ibarettir. Neden böyle olur? Çünkü, diğerlerini düşünmeden konuşurlar. Diğerleri ne durumda, diğerleri ne yapıyor ve diğerleri ne hissediyor/hissedecek diye düşünmeden konuşurlar. Bu duruma her insan zaman zaman düşer. Biz de aynı gemideyiz (!) Biz sanki farklı mıyız? Değiliz. Öyleyse biraz düşünelim.

“Konuşmak için konuşmak” anlamsız bir durumdan ibarettir. Evindeki koltukta otururken atıp tutmak kolay gelebilir. Koronavirüs sebebi ile evde daha çok vakit geçiriyoruz. Bu nedenle sözlerini savurduktan sonra savurduğu sözleri unutanlara daha çok maruz kalıyoruz. Ivır zıvırı fikir sanan birçok kişiye maruz kalıyoruz. Bazen de kendimizi bu durumun öznesi halinde buluyoruz. Neden biraz daha hoşgörülü davranmıyoruz? 

Herkes her konuda fikir belirtebiliyor, buna karşı değilim. “Bunu yaparken çok mu acımasızca davranıyoruz?” diye düşündürmek istiyorum. Diğerlerinin ne yaşadığını nereden biliyorsunuz? 

Hayatta Bir Gün Durup Biraz Düşünelim Mi? 

Başkalarının içinde bulunduğu durumdan ne kadar haberdarız? Kendi adıma düşünüyorum. Sizin de düşünmenizi istiyorum. Gürültü yapmadan önce biraz düşünelim mi? Çünkü, gürültü toplumun huzurunu bozuyor. Bizim ise elimizde güçlü bir koz var: Hoşgörü

Youtube üzerinden hemen izleyebileceğiniz life in a day belgeselini şiddetle (!) önermek istiyorum. Başka insanların gözünden bir günü hissetmek ister misiniz? Kimi bebeği ile güne uyanıyor. Kimi bohem bir hayatı benimsiyor. Kimi iş güç ile kafayı bozmuş ve başka bir şey düşünmüyor. Onlar, belki de “biz” olabiliriz. Komşumuz aynı hayatı yaşıyor olabilir. Onları da hissedebiliriz.

Life In A Day

Herkesin kendine göre bir kavgası var. Herkes kendince bir mücadele veriyor. Dışarıdan bakınca, yalnızca sizin hayatınızın zor olduğunu düşünebilirsiniz. Belgesel ise bunun yanlış olduğunu görmenizi sağlayabilir. Sığ kafalar, yalnızca kendi dünyalarını gördüğü için herkesi yargılıyor. Sığ beyinler, yalnızca kendi hayatlarının en doğru olduğunu savunuyor. Öyleyse, diğerlerini de bilmek gerekmez mi? 

Sonuç olarak, 2010 yılında yapılmş olan “Life in a day” filmini izlemenizi tavsiye ederim. Diğer insanların bir gününü görmenizi ve diğerlerini  daha iyi anlamanızı sağlayacağını söyleyebilirim.

İzledikten sonra şunu da düşünebilirsiniz: Sizin hayatınızı da merak edenler var mı? Elbette, var. Sizler de kendi hayatınızdan bir gününüzü çekerek aşağıdaki adresten youtube’a gönderebilirsiniz.

Youtube, hayatta bir gün diye bir proje başlattı. Kendi gününüzü çekip göndererek yayınlanacak belgeselde yer alabilirsiniz. Filmin gerekliliklerine şuradan bakabilirsiniz. https://lifeinaday.youtube/intl/tr/filming-requirements/ 

İnternet, İktisat ve Türkiye Üzerine Bir Blog Yazısı

Okuma Süresi: 2 dakika

İnternet Türkiye’ye Ne Zaman Geldi?

Tarihte bir yolculuk yapmaya hazır mısınız? 12 nisan 1993 yılına gidelim mi? İnternetin Türkiye’de kullanılmaya başlandığı tarihleri düşünelim mi? İlk bağlantının gerçekleştiği anı hayal edebiliyor musunuz? Acaba orada nasıl bir hava oluştu?

Türkiye’de internetin kullanıldığı ilk yer “ODTÜ” oldu. Yıl 1993, aylardan nisan ve bir pazartesi günüydü. O gün 12 Nisan’dı. Bugünlerde yokluğunu hayal edemediğimiz “internet” ilk defa Türkiye’de kullanılıyordu. Şimdi sene 2020, aylardan nisan ve bir pazar günü… Tam 27 sene geçti. 27 yılda yaşanan değişimleri düşününce “politika” yapmanın ne kadar zor olduğunu tekrar görüyoruz. Gevezelik kolaydır, “yapmak” zordur. Çünkü, siz plan yaparken dünya değişmeye devam ediyor!

İnternet, dünyada 1969 yılından beri kullanılıyor. İlk defa ABD kullandı. Evet, askeri bir teknolojiydi. (Yazının sonunda bulunan kaynakçaya bir göz gezdirmenizi istiyorum.) Ülkemize ise 1993 yılında geliyor! Kurulum aşaması, deneme işlemleri vb. detayı da kaynakça üzerinde bulabilirsiniz.

İnternet ve İktisat

İnternet ile birlikte ekonomi dönüşüm yaşadı. Ülke, yüzünü piyasaya döndü. Piyasa ekonomisi yükselişini sürdürdü. Geçişi hızlıca yaşadık, süreç devam ediyor. Bu dönüşüm koronavirüs salgını sırasında en üst seviyelere geldi. İnternette olmayanın adının bile anılmayacağı dönemlere gidiyoruz! Arama motorlarını, sosyal medya hizmetlerini, uygulamaları, internet reklamcılığını bile takip etmekte zorluk çekiyoruz. Bunun yanında “Blokzincir” doğduğundan beri 12 yıl geçti. “Zaman ne kadar da çabuk geçiyor?” diyoruz bir an durup düşününce… Diğer yandan, 30 yıllık devlet tahvil ihraç eden ABD’yi daha iyi anlayabiliriz. Teknolojinin hızını yönlendirenler, geleceğini şekillendirebilir. Daha öngörülebilir bir ortama sahipler. Bizde ise neden 10 yıllık devlet tahvili var? Güzel bir soru ile ilerleyelim. 3 yıl sonrasını görebiliyor muyuz? Zorlanıyoruz… Diğerleri, belki de 10 yıl sonrasını görebilmek konusunda bizler iyiler… Geride olduğumuzu kabul ederek yarışa başlayabiliriz.

İnternet, dünyada 1969 yılından beri kullanılıyor. Ülkemize ise 1993 yılında geliyor! Yukarıda bir kere daha belirttiğimi biliyorum, yineliyorum. İnternet örneğinin konuyu en iyi biçimde özetlediğini anlıyorum. Elbette, google ile arayacağız. Elbette, twitter üzerinden insanlara ulaşacağız. Elbette, facebook ve instagram yabancılar tarafından kurulacak. Sanki, biraz geride kaldık. Küsmek yok, farkında olacağız. Geriden gelen ülkenin avantajını kullanabiliriz. Diğerlerinin hatalarından ders alıp geleceği şekillendireceğiz.

İnternet ve İnsanlar

İnternet, hayatımızı olumlu ve olumsuz birçok yönde değiştirdi. Çünkü, bizi değiştirdi. İnsanın davranışlarını değiştirdi. Bu nedenle de düşüncelerini değiştirdi. Bizleri, 1990 yılındaki insanlara dahi uzaklaştırdı . 30 yıl önceki insanların davranışlarını bile tuhaf karşılıyoruz. Eski insanların imkanlarının çok daha fazlasına sahibiz. Bolluk içinde yoksunluk sendromu yaşıyoruz! Hepimiz birer birer bağımlı haline geliyoruz. Evet, biz “internet bağımlıları” olabiliriz.

“Dünya artık çok değişti” geyiğini dinlerken bile dünya değişiyor, dönüşüm yaşıyor. Yeni dünya düzeni, hızla şekilleniyor. Geçmişte olduğu gibi yine değişecek. Aslolan değişimdir!

Koronavirüs Salgını Sonrasında Neler Olacak?

Geleceğe dair hedefleri olan insanların geçmişi iyi okuması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Peki, geçmiş çok hızlı biçimde bizden uzaklaşıyorsa ne yapmalıyız? Üç ay sonra, bugünlere baktığımızda “vay canına” diyorsak ne yapmalıyız? Dönüşüm devam edecek. DenizCakmak.com üzerinde bu seri devam edecek. Gelecek ne zaman gelecek?

İyi ki doğdun internet! İyi ki bizi birleştirdin! Sosyal mesafeyi uygulama devam, yazıyı okumaya devam edenlere selam olsun. Gönülden teşekkür ederiz.

  • Okuma Önerisi: (1) http://www.internetarsivi.metu.edu.tr/tarihce.php
  • (2) https://ekitap.alternatifbilisim.org/files/ymc5_turkiye_internet_tarihi.pdf
  • https://eksisozluk.com/turkiyede-internet-tarihi–3621973

Ekmek Kavgasından Kuş Seslerine – Kuşlar ve İnsanlar

Okuma Süresi: < 1 dakika

Fizyolojik ihtiyaçlarını gerçekleştiren hayvanlara dikkatli bakın. Ne görüyorsunuz? Bizden bir farkları var mı? Sağa sola dağılan ekmekleri topluyorlar. Biz de sağa sola dağılan paraları topluyoruz. Elbette, “ekmek kavgası” kardeşim, ekmeğimizin peşindeyiz.

İnsanların amacı, yalnızca fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak mıdır? Değilse ne yapmalı?

Sosyal hayvanlara evden sevgiler… 1.gün!

Kaynakça: (1) 1812 overture – tchaikovsky

11.04.2020

Pomodoro Tekniği Nedir? Nasıl Uygulanır?

Okuma Süresi: 2 dakika

Pomodoro Tekniği Nedir? 

Pomodoro tekniği, uzun süre çalışmakta zorlanan “yaratıcı bir kafa” tarafından ortaya çıkmıştır. Amacı düzenli ve verimli çalışmayı sağlamaktır. Tekniğin adının pomodoro olmasının sebebi; pomodoro kelimesinin İtalyanca domates anlamına gelmesinden kaynaklıdır. Francesco Cirillo tarafından geliştirilen saatin domatese benzemesi nedeni ile tekniğin adı böyle kalmıştır. 

Çalışmanız gereken işe veya derse pomodoro saati ile daha verimli çalışmanız mümkündür. 25 dakika çalışma 5 dakika mola verme mantığıyla uygulanan pomodoro tekniği, bir pomodoro saati alarak daha kolay bir şekilde uygulanabilmektedir. 

Saati almak yerine teknolojik bir pomodoro zamanlayıcısı edinmeniz de mümkündür. Yeni nesil pomodoro zamanlayıcısı sayesinde çift ekranlı bir zamanlayıcıya sahip olursunuz. Bu ekranlardan birini 25 dakikaya diğerini ise 5 dakikaya ayarlamanız gerekecektir. 

İşe başlarken çalıştırdığınız pomodoro zamanlayıcısı 25 dakika sonrasında sizi uyaracaktır. Ardından molaya girince 5 dakikalık zamanlayıcıyı başlatarak mola sürenizi de böylece ayarlayabilirsiniz. Mola süreniz bittiğinde ise bu işlemi tekrarlamanız gerekecektir. 

Pomodoro Saati Kullanarak Verimli ve Düzenli Çalış!

Pomodoro tekniğine uygun bir şekilde iş yapmaya veya ders çalışmaya karar verdiyseniz, hemen bir pomodoro saati satın alabilirsiniz. Çok kolay bir mantıkla çalışan bu saatler, çevrilerek kurulur. Dişli sistemiyle çalışan bu basit saat, 1 saatlik süre içerisindeki her süreye ayarlanabilmektedir. 

Pomodoro saati almak istemiyorsanız uygulayabileceğiniz birkaç yöntem daha bulunmaktadır. Bir zaman sayacı edinerek onu kendiniz için pomodoro sayacı yapmanız mümkündür. Buna ek olarak telefondan uygulama indirebilir veya bununla ilgili internet sitelerini kullanabilirsiniz. 

Örnek Video >> https://www.youtube.com/watch?v=GMV502w41ek 

Pomodoro Tekniği Nasıl Uygulanır? 

Pomodoro tekniği sayesinde normalde 25 dakikada yapamayacağınız işleri yapmanız mümkündür. Fakat teknik uygulanırken doğru uyguladığınızdan emin olmanız gerekmektedir. Bu tekniğin uygulanışı ise, oldukça kolaydır.  

  • Yapmanız gereken işleri veya çalışmanız gereken dersleri bir kenara yazın. 
  • İşleri önceliğine göre bir sıraya dizin. 
  • Yapılacak olan işin tahmini kaç pomodoro süreceğini hesaplayın. (Her 25 dakika çalışma ve 5 dakika molanın toplamı, 1 pomodoro eder.) 
  • 25 dakika çalıştıktan sonra 5 dakika boyunca işten uzaklaşın ve mola verin. 
  • 5 dakikalık mola sürecinde kesinlikle işle ilgili şeyler düşünmeyin veya molayı aksatmayın. 
  • Her 4 pomodorodan sonra 20 – 30 dakikalık uzun bir mola vererek vücudunuzu dinlendirin. 

Pomodoro tekniğini uygularken dikkat etmeniz gereken önemli bir şey daha vardır. Bu ise, pomodoro tekniği ile çalışma uyguluyorsanız, planlarınızı günübirlik yerine haftalık yapmak olacaktır. Haftalık planlar sayesinde her günün işini seçip ona göre yapmanız daha düzenli ve verimli bir çalışma sağlayacaktır. 

Her hafta ve ay sonunda tekniği kullanarak yaptığınız çalışmalarınızı kontrol etmeniz gerekmektedir. Eğer işleri yetiştiremiyorsanız, bu durum pomodoro tekniğini tam uygulamadığınız anlamına gelir.  

En çok dikkat etmeniz gereken konulardan biri ise pomodoro saati veya sayacı kullanırken sürekli olarak süreye bakmamaktır. Saate bakarak kalan süreyi kontrol etmek yerine kendinizi tam anlamıyla işe vermelisiniz. Çünkü; Zaman ayarı yapılan saat, süre dolduğunda ses çıkararak sizi uyaracaktır. 

Öğrenmek istediğin konuyu bul ve hemen öğrenmeye başla! Youtube: https://www.youtube.com/denizcakmak

  • Kaynakça:
  • (1) https://francescocirillo.com/pages/pomodoro-technique
  • (2) https://commons.wikimedia.org/
  • (3) https://search.creativecommons.org/

Altın Neden Alınır? Nerelerde Kullanılır?

Okuma Süresi: 3 dakika

Altın Neden Alınır?

Kıymetli madenler grubunda yer alan altın, birçok yatırımcı için özel bir yere sahip ve hali hazırda en çok alım satımı yapılan madenler arasında gösteriliyor. “Altın neden alınır?” şeklinde bir araştırma yaptığınız takdirde alacağınız yanıtlar benzer olacaktır. Çok sayıda kaynak üzerinden belli başlı bilgileri de sizlere aktarmak istiyoruz.

  • Kısa vadede olmasa bile uzun vadede getirisi olacağı düşünülürek alınan kıymetli madenlerden bir tanesidir. Yüksek sermaye ile alım satım yapıyorsanız, kısa vadede kâr etme imkanı da doğuyor. Bu yüzden altın, yatırımcılar için bir adım daha öne taşınıyor.
  • Alım ve satım işlemleri diğer kıymetli madenlere kıyasla çok daha kolaydır. Bunu bir sarraf aracılığı ile yerine getirebileceğiniz gibi dijital dünya üzerinden ve bankalarınızın mobil şubeleri üzerinden de mümkün kılabiliyorsunuz.
  • Bizler için bir geleneğe dönüşen düğünlerde de en çok tercih edilen kıymetli madenlerden bir tanesidir ve bu da altını daha popüler hale getiriyor.
  • Son ve en önemli nedenlerden bir tanesi de güvenilir bir yatırım aracıdır. Diğer yatırım araçları ile kıyaslanınca yüksek zarar riski gibi bir durum çoğu zaman söz konusu olmaz. (Uzun vade için konuşulmaktadır ve kesinlik içermediği gözlerden kaçmamalıdır.) Bu nedenle, yatırımcıların büyük bir kısmı altını tercih ediyorlar.

Altın Nerelerde Kullanılır?

Borsa üzerinde ve yatırım yapabileceğiniz birçok alanda bu kıymetli madeni kullanabilirsiniz. “Altın nerelerde kullanılır?” araştırması yaptığınızda karşınıza çıkacak ilk yanıt genellikle düğünler olacaktır. Biz biraz daha geniş bir çerçevede ele almak istiyoruz. Mücevherat sektöründe çok daha sık kullanılan bu ürün, yiyecek ve içecek sektöründe de kendine yer buluyor. Evet yanlış duymadınız! Altın suyuna bandırılmış ya da altın tozu ile süslenmiş olan gıdalar, günümüzde, cemiyet hayatının önde gelen isimleri tarafından çok daha sık tercih ediliyor ve bu bir lüks göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

  • Endüstriyel sektörlerde de altının kullanım alanının çok daha yoğun ve güçlü olduğunu görebiliyoruz. Kıymetli madenler arasında en popüler isimlerden biri olan altın, yalnızca düğünlerde değil, farklı birçok alanda da karşımıza çıkmaktadır.
  • Elektrik ve elektronik sanayii de altının iletkenliğinden en iyi şekilde faydalanan sektörlerden bir tanesidir ve en popüler kullanım alanları arasında yer almaktadır.
  • Kızılötesi ışınları kısa süre içerisinde absorbe eden ve geri çeviren altın levhalar, uzay ve astronomi alanında da oldukça sık kullanılıyor ve tercih ediliyor.
  • Son olarak inşaat sektörü de altın levhaları tercih eden sektörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Pahalı levhalar daha çok lüks mimaride bir adım daha öne taşınıyor ve tercih ediliyor.

Düğünlerde Neden Altın Takılır?

Geri dönüşü olan bir para biriktirme eylemi olarak tanımlamak mümkündür. Düğünlerde neden altın takılır sorusunun yanıtı oldukça basit ve az önce de bu konuya kısa süreli değindiğimizi düşünüyoruz. Yeni evli çiftlerin parasal olarak zor durumda olduğunu biliyoruz ve yapılan masraflara bir nebze de olsa katkı sağlamak ve onlara bir süreliğine güzel bir yaşantı sunabilmek adına altın takıyoruz.

Altın takılmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi de kıymetli maden olması, kolay bozdurulabilir olması ve uzun vadede belli bir getiri sağlamasıdır. Halkımızın Bu bir nevi geleneğe dönüşmüş durumda ve hali hazırda birçok düğünde bu kıymetli madeni görebiliyoruz.

İnsanlar arasında gerçekleştirilen sevimli bir para biriktirme olayına da tanıklık ediyoruz. Eğer bir düğünde küçük altın taktıysanız ilerleyen yıllarda yapacağınız bir sünnet ya da düğünde o altın size geri dönecektir. Aslında taktığınız altını bir süre sonra geri alıyor ve yatırım ya da birikim yapmış oluyorsunuz. Enflasyona karşı değerini koruyan bir madene yönelerek birikimlerini koruyorsunuz. Enflasyon oranlarının yüksek olduğu ülkelerde para yerine altın takmak çok daha mantıklıdır.

Eğer altına yatırıma yapmak istiyorsanız “Altın Nedir?” yazımızı ve yatırım kategorimizi okuyabilirsiniz.

Altın Nedir? Yatırım Yapmadan Önce Oku!

Okuma Süresi: 3 dakika

Günümüzün Yatırım Aracı: Altın!

Yatırım yapacak bir fikir bulamıyorsanız ve elinizdeki parayı harcamaktan korkuyorsanız, altın almayı düşünebilirsiniz. Aklınızdan geçen ilk yatırım aracı muhtemelen “altın” olacaktır. Geçmişten bugüne kadar herkes tarafından ileriye dönük bir yatırım aracı olarak kullanılmıştır. Altın, piyasaya düşen bilgilerle ve dünya ekonomisi nedeni ile zaman zaman fazla dalgalanmaktadır. Genellikle, aşırı derecede zarara uğrattığı pek görülmemiştir. Çoğu zaman reel olarak kazanç sağlamıştır. Bu nedenle, ev hanımları tarafından da sıkça talep edilir. Çünkü, kadınlar erkeklere göre daha garanticidir.

Neden Altına Yatırım Yapıyoruz?

Ülkemizde en iyi ve en az riskli yatırım aracı olarak görünen altın, güvenilir bir yatırım aracıdır. Geçmiş verilere baktığımızda da en fazla reel kazanç getiren emtia olarak altını sayabiliriz. Dünya ekonomisinin durumundan dolayı inişler çıkışlar yaşasa bile, kesinlikle yatırımcıları yarı yolda bırakmamıştır. En eski yatırım yöntemlerinden biri olan altın, asla küçük ülkelerin büyük sorunlarından etkilenmez ve iniş çıkışları diğer yatırım araçlarına göre daha dengelidir. Dolar ve euro gibi itibari bir değeri yoktur. Değeri, kıymetli maden olmasından gelir.

Ülkeler arası savaşlarda ve savaş söylemleri sırasında da güvenli liman olan altına bir talep oluşabilir. Örneğin; Abd, Rusya, Çin gibi küresel çapta etkili ülkelerin savaş havası yaratması gibi durumlarda fiyatları etkilenebilir. Zambiya’da altın talebi artsa dahi fiyatlar üzerinde etkisi olmaz. Altın fiyatları, ülkemizin dışında şekillenir. Bizim taleplerimiz fiyatların yönünü pek etkilemez. Son 5 yılda dolar bazında altının grafiğini sizin için bir görselle gösterelim. Görsel, investing.com üzerinden alınmıştır.

‘’Altına neden yatırım yapmalıyız?’’ diyorsanız, dünyanın her yerinde mutlaka paraya dönüştüğünden de bahsedebiliriz. Kıymetli bir madendir, sınırlıdır ve bu nedenle bütün ülkelerde değerlidir. Altını bozdurmak için ister Türk Lirasına, isterseniz euro ve dolar cinsinden dövizlere çevirebiliyorsunuz. İki örnek düşünelim: Kuyumcuya giderek altınını bozdurup TL alarak çıkan bir vatandaşımızı hayal edin. Diğer yandan da savaştan kaçan bir ülke vatandaşının yanında altın taşıyarak gittiği ülkede yaptığı dönüştürme işlemini hayal edin. Yanında kendi ülkesinin parasını taşısa ne olurdu? Ya geçmeyecekti ya da değer kaybı çok yüksek olacaktı.

Altın, herkesin anlam yüklediği bir madendir. Normal zamanlarda Altın Transfer Sistemi ile beraber altınlarınızı bankalar arasında kolayca transfer edebiliyorsunuz. Tabii ki hal böyle olunca, altın kolay bir ödeme yöntemi de sayılıyor.

Hangi Altın Çeşidine Yatırım Yapmalıyız?

Fiziksel olarak altın almaya karar verdiyseniz hangisini seçmek en mantıklı karar olurdu? Altın çeşitlerine yatırım yapmayı düşünen insanlarımız bazen büyük bir yanılgı içerisine giriyor. Altın alımında ve satımında aradaki fark, hangi altın çeşidinde az ise o çeşide yatırım yapmak nokta atışı olacaktır. Özellikle işçilik parası da işin içine eklendiğinde, aradaki fark bir hayli büyüyor. Bu durumdan korunmak için yeni yatırımcılara gram altın önerebiliriz. Tüm altın çeşitlerine göre daha az işçiliği bulunan gram altında, aradaki alım-satım farkı da büyük oranda azalıyor.
Farklı çeşit altına yönelmek istiyorsanız, ikinci seçeneğiniz Cumhuriyet altını olmalıdır. Çünkü, altın çeşitlerinin işçilik sıralaması gram, Cumhuriyet ve düz bilezikler olarak karşımıza çıkıyor.

Kaç Gram Altın Çeşitleri Bulunuyor? Altın nerede saklanmalı?

Ziyaret edeceğiniz tüm kuyumcularda 1 gram, 2,5 gram, 5 gram, 10 gram ve 20 gram altın çeşitleri bulunmaktadır. Bütçenize ve güven durumunuza göre sizin için uygun olanını seçebilirsiniz.

Eğer fiziksel altını bir yatırım aracı olarak seçtiyseniz, altınlarınızı banka hesaplarında saklamanızı önerebilirim. Bazı bankalarda değerli eşyalar için de kasa açtırabiliyor, tüm değerli eşyalarınızı ufak bir ücret karşılığında kasalara koyabiliyorsunuz. Altın aldığınızda nereye koymalıyım diye düşünmek yerine, çalınma ve kaybolma riskine karşın mutlaka bankaları kullanın.

Altına Yatırım Yapmadan Önce Borsa Takibi

Altın, bir veya birkaç ülkeye bağımlı olarak fiyatlanmaz. Buna rağmen dünya üzerinde yaşanacak bazı olumsuzluklar ve siyasi durumlar altın fiyatlarını tetikleyebiliyor. Ufak tefek iniş çıkışlar daima yaşanabiliyor.
Vadeli işlem ve opsiyon piyasalarında da kendinizi güvenceye alabilirsiniz. Yazımızda geçen altına yatırım yapma fikrini, sıradan vatandaşın gözüyle okumanızı isterim. Altın, sıkça söylenen adı ile güvenli limandır. Vatandaşın ve piyasanın bakışı da böyledir.

Eğer altını borsada günü gününe takip edeceğim, anlık olarak alım-satım yaparak bu işten para kazanacağım diyorsanız fiziksel olarak hiç almamalısınız. Bankalarda açtırdığınız altın hesaplarınızla alım-satım yaparak rahatlıkla yatırım yapabilirsiniz. Bütçenize uygun seviyede olduğu zaman ve yeterli araştırmayı gerçekleştirdikten sonra altın fiyatlarının yükseleceğini düşünüyorsanız internet üzerinden alım satım yapabilirsiniz.


Altın, yıllardır kendini koruyor ve yatırımcıları memnun etmeyi başarıyor. Siz de yüksek riskli ve farklı yatırım araçlarına yönelmek yerine, daha garanti olarak gördüğünüz bir alanda yatırım yapmak isterseniz rahatlıkla alabilirsiniz. Alma veya satma kararı size aittir. Yazımız tavsiye değil, ihtimal içermektedir.

Not: Yatırım tavsiyesi içermemektedir. Altın nedir ve nerede fiyatlanmaktadır sorularına cevap vermek için yazılmıştır. Yatırım yapan güzel insanları bilgilendirmeyi amaçlamaktadır. Al, sat, tut ve benzeri yatırım tavsiyelerine denizcakmak.com üzerinde yer verilmemektedir.

Not: Bilgilerimin bir kısmını finansal iktisat dersine borçluyum. Bir kısmını kendi okuduğum kaynaklara, bir kısmını Para ve Sermaye Piyasaları dersine borçluyum. Kısacası deü iktisat ve okuduğum kitapları kaynakça olarak gösterebilirim. Ancak, blog sitesi olduğunu da unutmamalıyız. Kaynakça kısmı için özel bir sayfa oluşturacağım.

Azaltın, Sadeleştirin, Basitleştirin! – Thoreau

Okuma Süresi: 3 dakika

Hayatın karmaşıklığına farklı bir bakış açısı getiren eserleri ile tanınan Amerikalı düşünür ve yazar Henry David Thoreau’nun “Azaltın, Sadeleştirin, Basitleştirin” kitabı son dönemlerde oldukça dikkat çekiyor. Yazarın aforizmalarının bir araya getirilmesiyle oluşan kitap, hayatın basit hale getirilmesiyle elde edilebilecek kazançlar üzerine okuyucularını düşündürmeyi başarıyor. Yaşamın ağır meşgalelerinde adeta boğulan insanoğluna çareyi anlamlı bir basitlikte sunan Thoreau, döneminin çok ötesinde de bu fikirleri ile yaşamaya devam ediyor.


‘AZALTIN, SADELEŞTİRİN, BASİTLEŞTİRİN’ KİTABININ KONUSU NEDİR?


Henry David Thoreau‘nun aforizmaları da özellikle son dönemlerde rağbet görme seviyesini oldukça arttırdı. Teknolojik gelişmelerle birlikte çok fazla modernleşen dünyada insanlar birçok nimete, kolaylığa ve imkana kavuştu. Erişilen nokta kişinin aklını tatmin etmeyi başarsa da ruhunu yalnızlaştırmaktan başka bir sonuç getirmedi. Bu yalnızlık beraberinde psikolojik rahatsızlıklar dahil çok sayıda sorunu getirdi. Konu üzerinde çok sayıda bilim insanı ve düşünür kafa yormaya başladı. Doyumsuzlaşan ve tatmin olma niteliğini kaybeden insanlara modern kentleşmenin içerisinde bir çözüm sunmaktan aciz kaldılar. Ortaya çıkan karmaşada kaybolmak yerine o karmaşayı ortadan kaldırmanın yollarını arayan insanlar Thoreau’nun aforizmalarında kendilerine iyi gelen duyguların olduğunun farkına vardılar. Ulvi bir basitlik, nitelikli bir sadelik ve tatminkar bir azaltma ile meydana çıkan ruh doygunluğu insanlara çıkış yolunu göstermeyi başardı. Sonuç olarak; “Azaltın, Sadeleştirin, Basitleştirin” ortaya çıktı.


HENRY DAVİD THOREAU’DAN AFORİZMALAR


Ülkemizde de 1. baskısı 2019 yılında Zeplin Yayınevi tarafından Ferhat Çıkrıkçı’nın çevirisi ile yayınlanan “Azaltın, Sadeleştirin, Basitleştirin” kitabı oldukça ilgi görüyor. İşte Henry David Thoreau’nun aforizmalarından bazıları:

“Az şeye sahip olanın, sahibi de az olur.”

“Sevginin daha fazla sevgiden başka ilacı yoktur.”

“Hayatımız detaylarla mahvoluyor. Sadeleştirmeliyiz.”

“Tutkularınızdan ve hayallerinizden vazgeçmeyin. Eğer vazgeçerseniz, bedeniniz bu dünyada var
olsa da yaşamınız son bulur.”

“Yaşanabilir bir dünyada olmadıktan sonra, güzel bir eve sahip olmak neye yarar.”

“Basitleştir, basitleştir. Günde üç öğün yemek yerine, gerekirse bir tane ye, 100 tabak yerine 5
tane kullan, diğer ihtiyaçlarını da aynı oranda azalt.”

“Eğer bir insan günün yarısını çok sevdiği koruluklarda geçirirse, kendisinin bir serseri yerine konması tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ama aynı adam bütün gününü spekülasyon yaparak geçirir ve ağaçları kökünden kazıyıp doğayı bir kele benzetirse, o zaman çalışkan ve müteşebbis bir iş adamı olarak takdir edilir.”

Aylak aylak dolaşmak büyük bir sanattır. (Ferhan Şensoy’un Boşgezen ve Kalfası dizisini hatırlatıyor.)

Berrak bir zihin olmadan güzelliği kavrayamazsınız.

Hiçbir çıkardan faydalanmamak en büyük çıkardır.

Yatırımınız sadelik ve mutluluk olsun.

İşinize, sözünüze, dostunuza karşı dürüst olun.

Dostluk dili kelimelerden değil, anlamlardan oluşur.

Bir amaç ciddiye alınan bir hayaldir.

Kendinizi her gün tamamen yenileyin.

Şehir hayatı, milyonlarca insanın birlikte yalnız yaşamasıdır.

İnsanlar eşyasının eşyası durumuna gelmiş durumda.

Olaylar, koşullar ve benzeri şeylerin temeli bizdedir. Ektiğimiz tohumlardan filizlenirler.

Hayatınızı basitleştirin. Önemsiz olan şeyler için çabalayarak yıllarınızı boşa harcamayın. Malı mülkü kendinize yük edinmeyin. İhtiyaçlarınızı ve isteklerinizi basit tutun ve elinizdekinin keyfini çıkarın. Arkanıza bakarak, geçmişi kafaya takarak huzurunuzu bozmayın. Anı yaşayın. Basit olun!

Hayallerinizden ve arzularınızdan vazgeçmeyin. Öyle yapmanız durumunda varlığınızı devam ettiriyor olabilirsiniz ama yaşamayı bırakmış olursunuz.

Sadelik sadelik sadelik! İki ya da üç derdiniz olsun, yüz ya da bin değil; uğraştığınız meselelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmesin.

Meşgul olabilirsiniz. Karıncalar da meşgul. Asıl soru şu: Neyle meşgulüz?

“Azaltın, Sadeleştirin, Basitleştirin,” isimli Henry David Thoreau’nun kitabından alınmıştır. Amacımız daha geniş kitlelere yayılmasıdır. “Söz ucuz, tecrübe pahalı ve aksiyon bedava” diyerek anlamlı yaşayanı ve anlamı yüceltmek istiyoruz.

Henry David Thoreau’nun bütün aforizmalarını buraya tek tek yazmaktan keyif alırdım. Ancak, telife girebileceğini düşünüyorum. Tanıtım gibi bir blog yazısı olsun. Fiyatı da çok ucuz bir kitaptır. Kahve içerken birkaç sayfa okursanız gündelik hayatın stresinden uzaklaşırsınız. Deneyin ve görün!
“Thoreau kimdir?“, nerede ve ne için yaşamıştır diyorsanız diğer yazılarımı okuyabilirsiniz.

Henry David THOREAU Kimdir?

Okuma Süresi: < 1 dakika

HENRY DAVİD THOREAU KİMDİR?

Çevreci, düşünür, şair ve yazar Henry David Thoreau, 12 Temmuz 1817’de Concord, Massachusetts’te doğdu. Thoreau, 1840’lı yıllarda Amerikalı düşünür ve yazarlardan Ralph Waldo Emerson‘un etkisiyle doğa şiirleri yazmaya başladı. Yazarlık hayatını felsefi ve natüralist yazılarla sürdüren Thoreau, Sivil İtaatsizlik kitabı ile dünya çapında bir üne kavuştu. Dünyadaki düzeni protesto eden, hak isteyen, eşitsizliklere itiraz eden, zulme boyun eğmeyen siyasi liderlere ilham
kaynağı olmuştur. Amerikan yurttaş hakları hareketi önderi Martin Luther King ve İngiltere’den bağımsızlıklarını almayı başaran Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin lideri Mohandas Gandhi‘yi bu anlamda etkilemiştir. Fikirleri vefatının üzerinden bir asırdan fazla bir dönem geçmesine rağmen kültür coğrafyasında takdir edilmeyi sürdürmektedir.


1862 yılında, doğduğu Concord Massachusetts’te vefat eden Henry David Thoreau ardında çok sayıda kitap ve büyük bir ün bıraktı. Düşünceleri ölümünden sonra da Amerika’da ve Avrupa’da büyük bir ilgi gördü. Kitapları çok sayıda baskı yaptı; filmlere konu oldu; milyonlarca kişiye ulaşmayı başardı. Dünya siyasetinde belirleyici olan fikirleri ile nesilden nesile yaşamaya devam ediyor.

Maddiyattan bağımsız olarak dünyaya açılan günlüğümde birkaç kitabına yer vererek anmak ve hatırlamak istedim. “Nerede ve Ne İçin Yaşadım?” kitabına ve Azaltın, Sadeleştirin, Basitleştirin” kitabına internet günlüğüm üzerinden ulaşabilirsiniz. Henry David Thoreau’nun kitaplarını okudukça ekleme yapacağım.

Pomodoro Tekniği Uygulayarak Verimli Çalış! (Pomodoro Saati)

Okuma Süresi: < 1 dakika

Pomodoro Tekniği, verimli çalışmanın anahtarıdır. Odaklanma sorununuz olduğunu düşünüyorsanız pomodoro saati kullanarak verimli çalışabilirsiniz. Peki, pomodoro tekniği nedir? 25 dakika çalıştıktan sonra 5 dakika mola ver ve tekrar çalışmaya başla!

Teknoloji, odaklanma sorununu beraberinde getirdi. Sürekli olarak dikkatimizi çekmek için çabalayan firmalar insanları bağımlı haline getirdi. Elbette, bu durumu faydanıza kullanabilirsiniz. Teknoloji ile çatışmak yerine ondan faydalanabilirsiniz. Youtube kullanıyorsanız neden youtube üzerinde pomodoro saatlerine bakmıyorsunuz? Çok vakit geçirdiğin siteden, çok vakit geçirdiğini düşündüğün uygulamadan faydalanmanın bir yolunu bulabilirsin.

Pomodoro Saati (Pomodoro Zamanlayıcısı) Kullanarak Verimliğinizi Arttırın!

Kısa süreler koyarak çalışmayı deneyin. 10 dakika içinde ne kadar çalışabilirim demeyin. En az ile başlayın. Yavaş yavaş artırın ve sizin için yeterli olduğu noktada o süreyi rutin haline haline getirin.

“Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur.” (Çiçero)

10 dakikalık sayaç, 10 dakika zamanlayıcı
study with me (benimle birlikte çalış)
2×25 dakika
Bu video The Timer sayfasından alınmıştır. Daima reklamsız kullanılacaktır.

1×10, 1×25, 2×25 ve 4×25 dakikalık zamanlayıcıları kullanarak pomodoro tekniğinden faydalanabilirsiniz. Zamanlayıcıları kendinize göre belirleyebildiğiniz sistemlerden de faydalanabilirsiniz. Sizin için en uygun zamanı ve tekniği sizden iyi kimse bilemez. Az ile başlayın ve yavaş yavaş süreyi çoğaltın. Azalt, sadeleştir, basitleştir ve hemen yap!

Pomodoro tekniği hakkında daha detaylı bir yazı okumak isterseniz https://www.denizcakmak.com/pomodoro-teknigi-nedir-nasil-uygulanir/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Değerli takipçilerimden gelen istekler doğrultusunda güncellenmiştir.

İzmir Tarihi Asansör

Okuma Süresi: 4 dakika

Tarihi Asansör hakkında neler biliyorsunuz? İzmir Tarihi Asansör, neden sizin ilginizi çekiyor? İzmir’de gezilip görülecek yerlerin başında gelen Tarihi Asansör hakkında detaylı bilgi bulabileceksiniz. 

Çok önemli ve huzur dolu bir semt üzerinde bulunan Tarihi Asansör sizi rahatlatacak! Hazırsanız sıcak içeceğinizi alın ve başlayalım. 

Yürürken bile sakinliğiyle rahatlayacağınız sokaklardan geçerek tarihi asansöre ulaşacaksınız. Dalga sesleri sizi rahatlatırken manzaraya doymak istersiniz tarihi asansör sizi kucaklayacaktır. 

Tarihi Asansör Hakkında TRT Arşiv Bilgileri

Sık kullanılan biçimde tarihi asansör, izmir tarihi asansör veya izmir tarihi asansör binası diyerek aynı noktaya ulaşabilirsiniz. İzmir Tarihi Asansör Binası, 1907 yılından beri vardır ve geçmişte ücretli olmasına rağmen şimdilerle ücretsiz biçimde asansörle çıkılarak görülebilir. 

Tarihi hakkındaki bilgiyi en doğru biçimde vereceğini düşündüğüm TRT arşivlerinde cevaplandırabilirsiniz. Tarihi Asansör’ün hikayesini, Tarihi Asansör’ün tarihçesini bir dakika içinde öğrenebilirsiniz.

Kaynak: TRT arşiv

İzmir Tarihi Asansör’e Nasıl Gidilir?

Konak, İzmir’in kalbidir. Bu nedenle Konak’tan her yere ulaşabilirsiniz. Bana en çok sorulan sorulardan biri ise “izmir tarihi asansöre konaktan nasıl gidilir?” olmaktadır. “izmir tarihi asansör nerede ve izmir tarihi asansör ücretli mi?”  sorularınızı geride bıraktığımızı düşünüyorum. Tarihi Asansör, İzmir’in kalbi diyebileceğimiz Konak’ın 24 dakika yürüme mesafesi kadar uzağındadır. Yürüme mesafesini biraz daha açmak ve herkes için netleştirmek gerekirse BİR (1) tramvay durağı uzaklıkta diyebiliriz. Konak’ta bulunan tramvay ile 1 durak  sonra Tarihi Asansör’e ulaşabilirsiniz. Konak İskele sonrasında Karataş Durağı’na ulaşacaksınız. Tramvaydan indikten sonra yukarı doğru sizi yönlendiren tabela ile karşılaşacaksınız. 

Kaynak: Fotoğraf belediyeye aittir. www.tramizmir.com üzerinden bütün tramvay duraklarına bakabilirsiniz.

Eğer isterseniz bisikletle de gidebilirsiniz. Bisim ile bisiklet kiralayarak kıyıdan bisiklet sürerek Karataş Durağı’na ilerleyebilirsiniz. Hem tramvay hem bisim durağı olarak da Karataş’a ulaşacaksınız. Karataş Durağı, Tarihi Asansör’e 100 metre uzaklıkta bir durak diyebiliriz. Peki araba ile gitmek isterseniz ne yapmalısınız? Sizin için Google Maps ile işaretledim. Konak Meydanı-Tarihi Asansör Binası



İzmir tarihi asansöre nasıl gidilir?” sorunuzu da aştığımızı düşünüyorum. Tramvay ile rahatlıkla ulaşabileceğiniz bir alanda bulunmaktadır. 

izmir tarihi asansör içerisinde restoran ve birkaç kafe bulunmaktadır. Doğrusu asansör manzarası için yukarıdaki kafeyi tercih edebilirsiniz.

Dario Moreno Sokağı ve Tarihi Asansör

Asansörün altında kalan sokakta çok önemli sanatçılar yaşadı. Sokakla özdeşleşmiş olan Dario Moreno ile tanışmak isterseniz sokaktaki kafeleri tavsiye edebilirim.  Dario Moreno Sokağı, gürültüden uzakta kalıp eğlenmek isteyenlerin yeri diyebilirim.

Dario Moreno hakkında bilgi vermeye çalışmaktansa size birkaç fotoğraf sunmak isterim. Sonrasında ise sizi Dario Moreno dinlemeye yönlendirebilirim. İçki konusunda hassasiyetiniz varsa tavsiye etmiyorum. Dario Moreno, İzmir’e aşık bir sanatçıdır. 


Asansörle yukarı çıkarken Dario Moreno’nun canım izmir şarkısı size eşlik edecektir.  Tarihi Asansör’de çalan şarkı nedir diye soracağınızı biliyorum. Çünkü, gittikten birkaç gün sonra unutursunuz ve aklınıza takılır 🙂 Hemen öğrenmek için çabalarsınız. Canım İzmir, şimdi sizlerle…

“Hisset ve rahatla!” serisine devam etmek istiyorum. Huzur veren sesler adında bir video yayınlamıştım. Yağmur sesi ile seriye bağlamıştık. Şimdi ise hemen ulaşabileceğiniz bir yer olan İzmir Tarihi Asansör ile devam etmek istiyorum. 

İzmir Tarihi Asansör, 10 dakika boyunca gözlerinizin önünde olacak!  

İzmir Tarihi Asansör Manzaraları

Eğer 10 dakika boyunca izmir tarihi asansör manzarasını hissetmek isterseniz videonuzu hemen izleyebilirsiniz. Youtube kanalımda İzmir’in çeşitli yerlerine ait videolar yayınlamaya başladım. Eğer ilgilenirseniz beraber gezebiliriz. 

Görüşmek üzere güzel insanlar 🙂 

Yazar: Deniz Çakmak 

Fotoğraflar: Deniz Çakmak (500px)

 Yer: Tarihi Asansör, İzmir