Dünyanın En Zor Yönetilebilen Şeyi Psikoloji midir?

Okuma Süresi: < 1 dakika

İnternet üzerinden izlediğim bir eğitim setinde diğer eğitimlerden farklı olarak insan psikolojisine de değinildi. Sonrasında bu düşünceyi kendi fikirlerimle yoğurdum. Soruyu aşağıya bıraktıktan sonra çevre, başarı ve mutluluk üzerine daima hatırlamamız gereken birkaç satır yazacağım.

Dünyanın en zor yönetilebilen ”şeyi” nedir?   

Siz bu duruma ne dersiniz?   

Para mı? Devlet mi? İlişkiler mi? Aklınıza gelen onlarca zor durum mu? Hayır, kişinin kendi psikolojisini yönetmesi çoğu zaman birçok kapının anahtarıdır.  

Binlerce, milyonlarca insan üzerinde yapılan araştırmalara göre kanıtlanmış falan diye abartarak sizi gaza getirmek istemiyorum. Bu cevabı kendi üzerinizde test edin.  

Yapamayacağınızı düşündüğünüz şeyleri yapmayı da denemezsiniz. Çabuk pes eden bir yapıdaysanız yapabilme ihtimalinizi de ortadan kaldırırsınız. Çalışmanızın sonuç vermeyeceğini düşünerek çalışmazsınız bile! Sonuna kadar deneyip hangi işlerde başarısız oldunuz ki?  

Çevrenin insanların üzerindeki etkisi yüksektir. Çevremizdeki olumsuz insanları, iyiliğimizi istemeyen kişileri tespit edip düşüncelerini doğru yorumlayabiliriz. Çoğu zaman çevremizdeki gereksiz ve yetersiz insanların olumsuzluğu bize de yansır. Yetersiz insanlar çevresini de yetersiz kılmaya çalışır. Zaman zaman çevremizdeki ve zihnimizdeki olumsuzluklar bizi yolumuzdan çevirmeye çalışacaktır. Bunun farkında olmalı ve iyi gözlemlemeliyiz. 

Toplum içinde yaşamaya devam ediyorsak çevremizi ve zihnimizi doğru yönlendirmeyi öğrenmeliyiz. Çevrenizdeki 10 kişi bir işi yapamayacağınızı söylediği zamanlarda aklınızdaki işi yapmayı bile denemediğinizi hatırlayın. Bunlara prim vermektense deneyin ve kaybedin. En son şunları yapacağım dediğiniz zaman neden yolunuzdan döndünüz?  

Zihnimize soktuğumuz düşüncelere hakim olabilirsek dünya üzerinde huzura kavuşabiliriz. Psikolojisini yönetebilen insanlar olarak isteklerinizi yerine getirmeniz dileğimle. Peki ben yönetebiliyor muyum? En azından deniyorum 🙂   

  Kişisel blog : Deniz Çakmak  

Steemit profilim : @denizcakmak 

Söz Ucuz, Tecrübe Pahalı, Aksiyon Bedava! 

Okuma Süresi: < 1 dakika

“Söz ucuzdur.” Lafı bırak! Kendini, düşüncelerini hayata geçirmeye ada! Zaman geçiyor, gününü anlamlandır.  

Üretken olan ve yapışkan olmayan arkadaşlar edin. İnsanları zihniyetlerine göre ölç. 

Söz ucuz, tecrübe pahalı, aksiyon bedava!  

Öğrenme işlemi bilerek başlıyor. Bilmediğimizi bildiğimiz an öğrenme işlemini başlatıyoruz. Bildiğimizi sandığımız hiçbir şeyi öğrenemeyiz!  

Bilmediğimizi düşünürken sorguluyoruz. Öğrenmeye değer olarak görürsek araştırıyoruz. Araştırırken bilenlerle, öğrenmek isteyenlerle karşılaşıyoruz. Onlarla tartışarak öğrenme işlemini gerçekleştiriyoruz ve bu döngü devam ediyor.  

Öğrendikçe bilmediğimiz, belki kavrayamayacağımız ölçüde bir evrenle karşılaşıyoruz. Yılmadan devam ettiğimiz yere kadar öğreniyoruz. Öğrendiklerimizi yeni nesillere aktarmayı deniyoruz ve çoğu zaman aktarıyoruz. Bir gün nefesimiz kesiliyor, öğrenme işlemi son buluyor. Öğrenme durumu son nefesle son buluyor.   

Söz ucuz, tecrübe pahalı, aksiyon bedava!  

Deniz Çakmak, harekete geç! Harekete geç ve gününü anlamlandır.

Not: İktisat felsefesi dersi sonrasında yazılmıştır.

Montaigne Gibi Kendine Bakmak – Deniz Çakmak (Ben) Üzerine

Okuma Süresi: 2 dakika

Montaigne Gibi Kendine Bakmak – Deniz Çakmak Üzerine 

“Nereye oturduysam, orada yaşayabildim ve bu nedenle manzara benden yayılmaktaydı. Bir ev, bir oturaktan, oturacak yerden başka nedir ki?”  

Thoreau’nun ormanda yazdığı bu söz bu yaşıma kadar kitaplarda okuyup beni derinden etkileyen en güçlü sözlerden biri oldu. Bu sözleri Kelebekler Vadisinde tek başımayken okumuştum. Temiz düşünmek için gerekli her şeyi kendime sağlamıştım. Sanırım Nerede ve Ne için Yaşadım kitabı daha güzel bir yerde okunamazdı. En azından şimdiki yaşamıma kadar kendi adıma bunu rahatlıkla söyleyebilirim. (Yıl 2017, Ağustos) 

 Henry David Thoreau’yu Nasıl Tanıdım?  Montaigne ile Nasıl Konuştum?

 

Geçmiş yıllarda canım sıkıldıkça Into The Wild (Özgürlük Yolu-Yabana Doğru) ve Deads Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği) izlerdim. İki filmde de ortak olarak gördüğüm bir yön vardı: Henry David Thoreau ve onun gibi özel insanlardan beslenmişti. Filmlerde gösterilen 2-3 saniyelik kitap bölümlerini tekrar tekrar izlemek ve araştırmak huyumdur. İşte aradığım beyin Henry David Thoreau! Bunu beynime kazımalı ve okumalıyım! Nerede ve Ne için Yaşadım?, Walden…

into the wild filminde gösterilen kitaplar
into the wild filminde görülen kitaplar

Ölü Ozanlar Derneği kitabını 2009 yılında okumuştum.  Yetişkinleri bile bir anda değiştirebilecek düzeyde olan Ölü Ozanlar Derneği adına kafamda Todd Anderson ismi ve genel itibarıyla konusundan başka bir şey kalmadı.   

Ama o his daima benimle oldu. “Bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir.” Belli bir düşünce maratonundan sonra ben genellikle adım atma ihtimalim varsa atanlardan oldum. Kendimden bu denli bahsediyorum. Zaten benim günlüğümdesiniz. Merhaba, deniz ben… 

Doğrusu daha iyisini yapamayacağım için alıntı yapmalıyım. Montaigne beni benden aldı! Montaigne’in bahçesinden geçtim ve yeni demetler topladım. 

Kendimden daha iyi tanıdığım biri olsa onun hakkında yazardım. Bu söz hiç de hafife alınacak cinsten bir söz değil.  Ben, ben, ben ve ben övünme amaçlı aciz insan davranışı olarak görünüyorsa yüzüne, belki de aciz olduğun içindir. Ben, beni anlamak için açtım kendimi düne. Denizcakmak.com üzerine…

Normalde insanlar kendi başına kalınca sıkılır, bunalır, ne yapacağını şaşırır. Şimdiki zamanlarda eli telefona gider, hiç istemese dahi birilerini arayıp bulmaya çalışır. Ama bazıları öyle olmadı. Telefon bulunmamışken dahi o zamanki iletişim araçlarını kullanıp bir başkasını gereksiz bulduğu halde yanında istemedi.  

Aslında kendinden kaçmadı. Kendini tanımaya ayırdığı vaktin, kendini bulmak istediği yeri arayıp hayatı düşündüğü temiz zihni kimse anlamadı.