DOLAR
Alış: 49.73
Satış: 49.93
EURO
Alış: 55.67
Satış: 55.89
GBP
Alış: 66.62
Satış: 67.11
Yirmi yıl boyunca seksen dokuz yaşındaki kayınpederim benim soframda yemek yedi.
Derya Hanım’ın parmağı günlüğün sararmış ilk sayfasındaki kurşun kalemle yazılmış satırlara dokundu. Salondaki herkes nefesini tutmuştu. Murat sıkıntıyla saatine bakıyor, Selin ise gözlerini ovuşturuyordu. Fakat o an odadaki hiçbir şey umurumda değildi. Gözlerim Mehmet’in o titrek, yorgun harflerine kilitlenmişti.
Yazı, yirmi yıl önce, tam da bu eve taşındığı ilk haftalarda başlamıştı.
“14 Ekim,” diye okudu Derya Hanım, sessiz ve saygılı bir ses tonuyla. “Ahmet bugün eve yorgun argın geldi. Ellerine baktım; motor yağı derisinin içine işlemişti, çıkmıyordu. Yemek masasında bana bakışındaki o yabancılığı, öfkeyi gördüm. Haklı. Üç çocuğumun bana kapıyı kapatmasından sonra, kendimi başka bir evin boyunduruğu altına sokmak ne kadar zor, tahmin edebiliyorum. Ona yük oluyorum. Ama gidecek başka yerim yok. Bari bu evde varlığımı görünmez kılmaya çalışayım.”
Yutkandım. Boğazımdaki o keskin acı, yıllardır taşıdığım demirden bir kütle gibi büyüdü.
Derya Hanım sayfaları çevirdi. Yıllar, aylar, günler birbirini kovalıyordu. Her sayfa, Mehmet’in sessiz gözlemlerinin, pişmanlıklarının ve en önemlisi, benim dahi unuttuğum bazı gerçeklerin kaydıydı.
“3 Haziran,” diye devam etti avukat. “Emir’in bisikletinin zinciri kopmuş. Ahmet’in akşam tamir etmeye gücü kalmamıştı. Gizlice arka bahçeye inip eski alet kutumla zinciri onardım. Çocuk mutlu oldu. Ama Ahmet’in bunu benim yaptığımı bilmesini istemedim; çünkü bilirse, bana yine borçlu hissedecek ve bu onu daha çok öfkelendirecek.”
Zeynep’in hıçkırıkları odada yankılandı. Elimi tuttu ama parmaklarım taştan ibaretti; kımıldayamıyordum.
Ve sonra, sayfalar ilerledikçe kaydın rengi değişti. Mehmet’in günlüğü sadece bir günlük değilmiş meğer. O, yirmi yıl boyunca evimizin görünmeyen bilançosuydu.
“12 Kasım,” diyordu bir başka sayfa. “Ahmet yine minibüsün masrafından yakındı. Kendi kendime hesapladım; benim bu evde yediğim ekmek, kullandığım elektrik, tükettiğim su ve aldığım ilaçların maliyeti, buraya geldiğim günden beri her ay düzenli olarak bir hesaba yatırılmalıydı. Çocuklarımın benden kalan mirası çoktan harcadığını biliyorum. Ama benim gizli bir sığınağım, yıllar öncesinden kalan küçük bir arsam vardı. Murat, Selin ve Can o arsayı benden yıllar önce istemiş, vermediğim için düşman olmuşlardı. O arsa geçen ay kamulaştırıldı.”
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
