Bugün 13 Şubat Dünya Radyo Günü. Arabada giderken, mutfakta yemek yaparken ya da bir vapur yolculuğunda bize sadece bir sesle arkadaşlık eden o kadim kutunun günü. Dünya Radyo Günü kutlu olsun! Sözümü bu şekilde başlatıyorum. Yine kutlama mesajı ile bitireceğim.
Konunun detaylarını geçiyorum. Radyo için tek bir günün önemli olmadığını hepimiz biliyoruz. Ancak Unesco bu tarihi ilan etti ve kutluyoruz.
Ben radyo dinlemeyi çok ama çok seviyorum. Her gün ve her yerde dinliyorum. Farklı seslere açık bir insanım. O nedenle, bu tarihi önemsiyorum. Tarihten ziyade vurguyu önemsiyorum. Radyolar benim gözümde gerçekten çok değerli. Belirli saatlerde dinlediğim özel radyocular var.
Özellikle, apaçık radyo ve kafa radyo dinliyorum. Ancak kendimi 2 radyo ile kısıtlamıyorum. Radyo A veya başka bir üniversite radyosu da beni mutlu ediyor. Seviyorum dinlemeyi. Muhabbetini sevdiğim insanları favori yayınlarım arasına alıyorum. Hatta bazen alarm ile birlikte kendi uyarıyorum. Bu saatte şu yayın var gibi. Örneğin; Eksik Mecaz öyle bir yayın benim için…
Sabah, başka bir işim yoksa açık gazete ve arkasından kripto odası dinlemeyi seviyorum. Dediğim gibi favori isimlerim var ve onları dinlemeyi seviyorum. Bu nedenle, bu özel günü kutluyorum.
Sabah ise, 13 Şubat Dünya Radyo Günü aramasını youtube üzerinde yapınca Mersin Üniversitesi Radyosu ile karşılaştım. Bir saat kadar olan yayınlarını dinledim. Dinlerken içimden gelenleri yazmayı başladım. Hatta ekşi sözlük üzerinde de konuya değinmiştim.

Mersin Üniversitesi Radyosu
Samimi biçimde söylüyorum: İyi bir radyo dinleyicisiyim. Ancak bu devirde radyo dinlemek beni bile düşündürüyor. Bazen kendime şunu soruyorum: Neden radyo dinliyorum? Bu konuyu biraz açalım…
Neden Hala Radyo Dinliyoruz? Samimiyetin Frekansı…
Bu soruyu sıklıkla kendime soruyorum. Dinlerken büyük keyif alıyorum. Peki, neden? Neden, 2026 yılında kendimi belli bir saatlerde benzer sesleri dinlerken buluyorum? Bu soruyu samimi biçimde kendime sorup cevap arıyorum. Beni radyoya çeken iki önemli özelliği görüyorum. Bunlarken ilki samimiyet. Samimiyeti seviyorum. Samimi sesler duymak istiyorum. Popüler olanın sesi yerine, azınlıklara ses vermek istiyor zihnim. Farklı sesler duymak istiyorum. Ben bunu sevdiğim için dinlediğimi keşfettim. Ek olarak, radyo bana hayaller kurduruyor. Hayal kurma özgürlüğü veriyor. Haberi net biçimde duymamı sağlıyor. Milyonlara hitap etmediği için lafı eğip bükmüyor yayıncılar. Elbette, belirli bir dinleyici kitlesi var. Ancak daha samimi ve daha öz bir kitle gibi geliyor bana dinleyicileri…
Kısacası, samimi geliyor. Hayal kurduruyor. Ben bu nedenle seviyorum.
Geleneksel Radyodan Podcast’e: Sesin Evrimi
Evet, günümüzde podcast dinlemek çok popüler. Herkesin sesini duyabiliyoruz bu şekilde. Bir nevi, radyo randevuydu. O saatle, radyo başında olmak gerekiyordu. Podcast ise ayağımıza gelen overlokçu gibi… Ancak ben radyoları daha profesyonel buluyorum. İçerikleri daha doyurucu oluyor. Konukları daha seçkin oluyor. Elbette podcast dinliyorum. Ancak radyoyu daha çok seviyorum. Hatta podcast çıkarma fikrim var. Ancak şartları oluşturamadım. Bir gün mutlaka podcast çıkaracağım… Yayına alacağım. O zaman duyururum. Gelelim konumuza…
Radyolar, kayıtlarını spotify üzerinden sunmaya başladı. Sıklıkla dinlediğim etkili radyolar bunu yapıyor. Özellikle edebiyat konularını dinlemekten keyif alıyorum. Dediğim gibi, eksik mecaz o yayınlardan biri. Günün ve Güncelin Edebiyatı yine o yayınlardan biri. Edebiyatı ve tiyatroyu dinlemek beni mutlu ediyor. Yaşıyorum hissi veriyor bu yayınlar bana. Bu arada ekşi sözlük üzerinde izlediğim yayınlara sıklıkla değiniyorum. Çünkü, bağ kurma hissi veriyor.
2026’da Radyoculuk: Yapay Zeka ve Canlı Yayının Geleceği
2026 yılındayız; artık yapay zeka her konuda ön plana çıkıyor. Hatta yapay zeka ile müzik yapıp youtube üzerine yükleyenler var. Gerçekten şarkıcılar gibi dinleniyor. Hatta mükemmel sesler ortaya çıkıyor. Bu devirde ise radyo dinlemek biraz antika gibi görünüyor bazı kesimlere. İlerleyen süreçte radyo yayınları direkt olarak podcast için yapılacak olabilir. Gerçek bir dönüşüm yaşıyoruz. Ancak ben radyoların kalıcı ve daha seçkin olacağına inananlardanım. Çünkü, yazı yazarken veya bir şeyler yaparken dinleyebiliyorum. Yalnız değilmişim hissi veriyor bana. Bu nedenle radyoları seviyorum. Radyo dinlemekten büyük keyif alıyorum. Bundan dolayı bu özel günü kutluyorum. 13 Şubat Dünya Radyo Günü kutlu olsun efendim.
