Sizin İçin Çok Önemli Bir Uyarı

Okuma Süresi: 2 dakika

Sizin için çok önemli bir uyarıda bulunmak istiyorum. Günlük hayatta kararlarınızı kendiniz mi veriyorsunuz? Güncel bir olaydan yola çıkarak bunu sorgulamaya ne dersiniz?  

düşündüren deniz
sizin için bir ışık – fotoğraf: Deniz Çakmak

Rusya, yerli yazılıma sahip olmayan telefon ve bilgisayarları yasaklamayı düşünüyor. Amerika, Çin menşeli tiktok uygulamasına dair soruşturmalar başlattı. Çin’de yabancı menşeli bazı büyük sitelere girmek yasaktır. Özgürlüğü kısıtlayıcı olarak görülen bu durum belki de rejimlerini korumanın tek yoludur… SSCB neden yıkıldı? Biraz düşünmeye ve araştırmaya ne dersiniz? Sizce bu ülkeler nelerden çekiniyor? Bizden farklı olarak neleri biliyorlar? 

Dünyayı futbol ligimiz olarak betimleyelim. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş hemen aklınıza gelecektir. Dünya liginin üç büyükleri olarak niteleyebileceğimiz Çin, ABD, Rusya olarak ligimizi yeniden şekillendirelim. Bu ülkeler neyin mücadelesini veriyor? Birbirlerinin yazılımlarını neden engellemeye çalışıyorlar? Dünyanın üç büyüklerinin bildiği ve bizim gözümüzü yumduğumuz ne olabilir? Mesela, bütün bilgilerimizi seve seve verdiğimiz şirketler bizi istedikleri tarafa yönlendirebilir/yönlendiriyor/yönlendirecek olabilir mi?  

Masallar gerçek olabilir mi? Dış güçler masalını gerçeğe dönüştürebilirler mi? Sizi nasıl harekete geçirebilirler? Günlük hayatta kararlarınızı kendiniz mi veriyorsunuz?  

Cambridge Analytica olaylarını hatırlıyor musunuz? Facebook’un Amerikan seçimlerine müdahale ettiğini hatırlıyor musunuz? Hatırlamayanlar için netflix üzerinde bulunan “The Great Hack” belgeselini tavsiye ederim. 

the great hack belgeseline dair bir görsel

Bir iktisatçı olarak insanın nasıl karar verdiğini incelemekten büyük keyif alıyorum. Bir insan neden bir ürünü tercih eder veya ürüne bağımlı olur? Bağımlılık seviyesine gelir mi demeliyiz yoksa getirilir mi? Özgür biçimde mi karar veriyoruz yoksa karar verdiriliyor muyuz?  

Şimdilerde geldiğimiz noktada belirli bir süre içinde beğenilerinizi inceleyen yapay zeka sizi yönlendirebiliyor! Eğer kararlarınızı değiştirmek için uğraş vermek istenirse fikirlerinizi değişime uğratabilirler. Bu korkunç bir güç değil mi?  


 

Unutmamalıyız! Ayaklar ve eller, beynin yönlendirdiği yere gider. Kendi kararlarının sahibi olduğunu düşünen köleler yaratılıyor olabilir. Kölelikten keyif alan köleler mutlu olabilir. 

Geleceği yönlendirenlerden mi olacağız? Yoksa istenilen alana yönlendirilen, önüne düşen paylaşımlara göre şekil alan kölelere mi dönüşeceğiz? Fikirlerinizle katkıda bulunabilirsiniz. Akıl akıldan üstündür. Sizin kararlarınızı kim veriyor? 

9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu ve Bireysel Kurtuluş

Okuma Süresi: < 1 dakika

Okul müdürü mikrofonu eline alır. Oğlum sola geç, sırayı düzelt diye uyarılarda bulunur. Birkaç kelam ettikten sonra sözü müzik öğretmenine bırakır.  

Evet arkadaşlar bıdı bıdı…  

Rahat, hazır ol, dikkat!  

dı, dı, dı,dıt, dıt…  

Ülkemizin geçmişine değinmek için mini mini bir öğrenciye sıra geçer. Şiirler okunur, gaza gelinir ve derse girilmek üzere beklenir.  

Biz küçükken her pazartesi günü bunu tekrarlardık. Bir dönem her mini mini çocuğun okula girerken yaptığı bir aktivite olduğunu düşünüyorum. Bugünü sıradan okul başlangıç dönemlerinden ayıran ise bir durum vardır. Bugün 9 Eylül İzmir’in Kurtuluş Günü! 

İzmir’in dağlarında çiçekler açtığını söylemeliyim. “Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşaaa, adın yazılacak mücevher taşa.” denildiğini de belirtmeliyim. 

Birkaç şiir ve birkaç söz daha okunur. Şiir okunurken önceden programlanmış okul zili çalar. Biraz bekledikten sonra şiir devam eder, tekrar gaza gelinir.  

Önümüzde kocaman bir eğitim dönemi vardır. Elbette bu döneme başlamadan önce mini mini birlerimizin, çalışkan ikiler ve tembel ağabeylerinin gaza gelmesi gerekmektedir. 

Dokuz eylül, üniversitemizin adının geldiği önemli bir tarihtir. Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi olarak 9 Eylül İzmir’in Kurtuluşunu kutluyorum. Sabah kahvemi yapıp kitap okumak üzere balkona çıktığımda kulağıma gelen sesler dolayısıyla yazma gereği hissettim. Okul müdüründen mikrofonu alma sırası bana geldi.  

Dokuz Eylül, çok önemli bir tarihtir. Dokuz Eylül benzeri birçok önemli tarihi de biliriz. Anma günleri, hatırlama girişimleri elbette anlamlıdır. Ancak böyle tarihlerin oluşmasını sağlayan ortamları bir daha yaşamamak adına çok dikkatli olmalıyız. İçinden kurtulmaya çalışılacak bir duruma düşmemeyi yeğlemeliyiz.  Dokuz eylül tarihini aynı zamanda “Bireysel Kurtuluş Günü” ilan ediyorum.

 
Okul müdüründen çaldığım rolü bırakıyorum. “İzmir’in Kurtuluş Günü” ile beraber anlamlı çalışma dönemini açıyorum, maratonu başlatıyorum. Güzel insanlara, kendilerinden bile güzel günler diliyorum.  

          9 Eylül 2019, Buca/İzmir

Deniz Çakmak Kimdir?

Okuma Süresi: 2 dakika

Deniz Çakmak kimdir? Niğde asıllı Bursalı iktisatçıdır.

Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Çukurkuyu Kasabası asıllı Bursalıdır. 200 yıl geriye kadar bütün sülalesi aynı yerde oturmuştur. Babası 1980’li yıllarda Bursa’ya göçmüştür. Bu nedenle yaşamını Bursa şekillendirmiştir. Ailecek yaklaşık 30 yıldır aynı mahalle ve aynı evde oturmaktadırlar. Liseye kadar olan eğitimini Bursa’da sürdürmüştür. Okuldan çok hobileri ile meşgul bir bireydir. DEÜ iktisat öğrencisi ve mezun adayıdır. İktisat ile geç tanışmalarına rağmen çok iyi anlaşmışlardır. “İktisatçı” unvanından ziyade iyi iktisatçı olmaya kendini adamıştır. BB ve aşağısındaki harf notlarına iyi gözle bakmamaktadır. O derslerle arasının açık olduğunu düşünmektedir. Kredi derecelendirme kuruluşları gibi kendini değerlendirmekten hoşlanmaktadır.

Amatör olarak futbol oynadığı dönem Bursa’nın bütün ilçelerine ayak basmıştır. Birkaç ülke, birçok şehir ve daha çok ilçe gezmiştir. İnsanların yaşamları onda derin izler bırakmıştır. İnsanları ve hayatı anlamayı daima istemiştir. Felsefeye daima ilgi duymuştur. Bu nedenle iktisat felsefesi ve iktisat sosyolojisi en sevdiği derslerden olmuştur.

Gözlem alanına müdahale etmeden kendince çeşitli araştırmalar yürütmüştür. Ömrünün 20 yılını Bursa’da, 6 yılını İzmir’de geçirmiştir. Hayatına İzmir’de devam etmektedir. Kıyı şeridini daima sevmiştir. Denizi, suyu, doğayı daima sevmiştir. İktisadı, hayatı ve insanları sevdiği için içerik üretmektedir. İşte uzmanlaşmaya saygı duymakla birlikte ilgi duymamaktadır. Amatör takımda futbol oynarken basketbol takımı ile antremanlara çıkan hiperaktif bir bireydir. Can Bartu’ya özenmiş ve ona büyük saygı duymuştur.  Karate kurslarında birkaç kata çizmiştir. Sporun her türlüsüne daima açıktır. Çok mutlu bir çocukluk geçirmiştir. Sokakta ve evde daima oyun oynamıştır. Oyunun her türlüsünü büyüyünce bırakmıştır. Oyun teorisi ile yoluna devam etmiştir. Şimdilerde karalama kağıtlarını çöpe basket atmaktadır. Elini ve ayağını iyi kullanmaktadır.

Ekonometri bölümünü bırakıp iktisat bölümüne geçerek hayatının en doğru kararını vermiştir. Bu kararını verirken birçok iktisatçının dersine girmiştir. İyi iktisatçılarla yolları kesişen insanların hayatlarının değişeceğine daima inanmaktadır. Felseyeye, sosyolojiye ilgi duyduğu kadar da piyasayı sevmektedir. En iyi olduğu alan piyasa dersleridir. Para ve Sermaye Piyasaları,  Uluslararası Finansal Piyasalar ve Türev Ürünler gibi dersleri seçerek kendini ve zihnini zorlamaktan keyif almaktadır. Borsa zengini Keynes’in aforizmalarını sevmektedir. Ancak, düşünceleri piyasadan çok da uzak değildir.

Keynes’e göre para hırsı ahlaksızlıktır, tefecilik suçtur ve para sevgisi tiksindiricidir.

“Kendini tanıma” ve başkalarına fayda sağlama konularına eğilim göstermektedir. Bu nedenle hedeflerini hayata geçirmektedir. Yalnızca kendini değil, toplumu da beslemeyi ilke edinmiştir. İlkelere ve değerlere büyük önem vermektedir. İktisadı ve diğer alanlardaki göreceli bilgisini bu amaçla kullanmaktadır.

Kısaca şimdilik böyle görünen biriyim ve bana bu dünyada verilen isim Deniz Çakmak.  Diğerleri gibi sıradan bir insanım. Dünyadaki milyarlarca insandan sadece biriyim, bireyim ve buradayım. denizcakmak.com’a da beklerim.

Dünyanın En Zor Yönetilebilen Şeyi Psikoloji midir?

Okuma Süresi: < 1 dakika

İnternet üzerinden izlediğim bir eğitim setinde diğer eğitimlerden farklı olarak insan psikolojisine de değinildi. Sonrasında bu düşünceyi kendi fikirlerimle yoğurdum. Soruyu aşağıya bıraktıktan sonra çevre, başarı ve mutluluk üzerine daima hatırlamamız gereken birkaç satır yazacağım.

Dünyanın en zor yönetilebilen ”şeyi” nedir?   

Siz bu duruma ne dersiniz?   

Para mı? Devlet mi? İlişkiler mi? Aklınıza gelen onlarca zor durum mu? Hayır, kişinin kendi psikolojisini yönetmesi çoğu zaman birçok kapının anahtarıdır.  

Binlerce, milyonlarca insan üzerinde yapılan araştırmalara göre kanıtlanmış falan diye abartarak sizi gaza getirmek istemiyorum. Bu cevabı kendi üzerinizde test edin.  

Yapamayacağınızı düşündüğünüz şeyleri yapmayı da denemezsiniz. Çabuk pes eden bir yapıdaysanız yapabilme ihtimalinizi de ortadan kaldırırsınız. Çalışmanızın sonuç vermeyeceğini düşünerek çalışmazsınız bile! Sonuna kadar deneyip hangi işlerde başarısız oldunuz ki?  

Çevrenin insanların üzerindeki etkisi yüksektir. Çevremizdeki olumsuz insanları, iyiliğimizi istemeyen kişileri tespit edip düşüncelerini doğru yorumlayabiliriz. Çoğu zaman çevremizdeki gereksiz ve yetersiz insanların olumsuzluğu bize de yansır. Yetersiz insanlar çevresini de yetersiz kılmaya çalışır. Zaman zaman çevremizdeki ve zihnimizdeki olumsuzluklar bizi yolumuzdan çevirmeye çalışacaktır. Bunun farkında olmalı ve iyi gözlemlemeliyiz. 

Toplum içinde yaşamaya devam ediyorsak çevremizi ve zihnimizi doğru yönlendirmeyi öğrenmeliyiz. Çevrenizdeki 10 kişi bir işi yapamayacağınızı söylediği zamanlarda aklınızdaki işi yapmayı bile denemediğinizi hatırlayın. Bunlara prim vermektense deneyin ve kaybedin. En son şunları yapacağım dediğiniz zaman neden yolunuzdan döndünüz?  

Zihnimize soktuğumuz düşüncelere hakim olabilirsek dünya üzerinde huzura kavuşabiliriz. Psikolojisini yönetebilen insanlar olarak isteklerinizi yerine getirmeniz dileğimle. Peki ben yönetebiliyor muyum? En azından deniyorum 🙂   

  Kişisel blog : Deniz Çakmak  

Steemit profilim : @denizcakmak 

Söz Ucuz, Tecrübe Pahalı, Aksiyon Bedava! 

Okuma Süresi: < 1 dakika

“Söz ucuzdur.” Lafı bırak! Kendini, düşüncelerini hayata geçirmeye ada! Zaman geçiyor, gününü anlamlandır.  

Üretken olan ve yapışkan olmayan arkadaşlar edin. İnsanları zihniyetlerine göre ölç. 

Söz ucuz, tecrübe pahalı, aksiyon bedava!  

Öğrenme işlemi bilerek başlıyor. Bilmediğimizi bildiğimiz an öğrenme işlemini başlatıyoruz. Bildiğimizi sandığımız hiçbir şeyi öğrenemeyiz!  

Bilmediğimizi düşünürken sorguluyoruz. Öğrenmeye değer olarak görürsek araştırıyoruz. Araştırırken bilenlerle, öğrenmek isteyenlerle karşılaşıyoruz. Onlarla tartışarak öğrenme işlemini gerçekleştiriyoruz ve bu döngü devam ediyor.  

Öğrendikçe bilmediğimiz, belki kavrayamayacağımız ölçüde bir evrenle karşılaşıyoruz. Yılmadan devam ettiğimiz yere kadar öğreniyoruz. Öğrendiklerimizi yeni nesillere aktarmayı deniyoruz ve çoğu zaman aktarıyoruz. Bir gün nefesimiz kesiliyor, öğrenme işlemi son buluyor. Öğrenme durumu son nefesle son buluyor.   

Söz ucuz, tecrübe pahalı, aksiyon bedava!  

Deniz Çakmak, harekete geç! Harekete geç ve gününü anlamlandır.

Not: İktisat felsefesi dersi sonrasında yazılmıştır.

Montaigne Gibi Kendine Bakmak – Deniz Çakmak (Ben) Üzerine

Okuma Süresi: 2 dakika

Montaigne Gibi Kendine Bakmak – Deniz Çakmak Üzerine 

“Nereye oturduysam, orada yaşayabildim ve bu nedenle manzara benden yayılmaktaydı. Bir ev, bir oturaktan, oturacak yerden başka nedir ki?”  

Thoreau’nun ormanda yazdığı bu söz bu yaşıma kadar kitaplarda okuyup beni derinden etkileyen en güçlü sözlerden biri oldu. Bu sözleri Kelebekler Vadisinde tek başımayken okumuştum. Temiz düşünmek için gerekli her şeyi kendime sağlamıştım. Sanırım Nerede ve Ne için Yaşadım kitabı daha güzel bir yerde okunamazdı. En azından şimdiki yaşamıma kadar kendi adıma bunu rahatlıkla söyleyebilirim. (Yıl 2017, Ağustos) 

 Henry David Thoreau’yu Nasıl Tanıdım?  Montaigne ile Nasıl Konuştum?

 

Geçmiş yıllarda canım sıkıldıkça Into The Wild (Özgürlük Yolu-Yabana Doğru) ve Deads Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği) izlerdim. İki filmde de ortak olarak gördüğüm bir yön vardı: Henry David Thoreau ve onun gibi özel insanlardan beslenmişti. Filmlerde gösterilen 2-3 saniyelik kitap bölümlerini tekrar tekrar izlemek ve araştırmak huyumdur. İşte aradığım beyin Henry David Thoreau! Bunu beynime kazımalı ve okumalıyım! Nerede ve Ne için Yaşadım?, Walden…

into the wild filminde gösterilen kitaplar
into the wild filminde görülen kitaplar

Ölü Ozanlar Derneği kitabını 2009 yılında okumuştum.  Yetişkinleri bile bir anda değiştirebilecek düzeyde olan Ölü Ozanlar Derneği adına kafamda Todd Anderson ismi ve genel itibarıyla konusundan başka bir şey kalmadı.   

Ama o his daima benimle oldu. “Bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir.” Belli bir düşünce maratonundan sonra ben genellikle adım atma ihtimalim varsa atanlardan oldum. Kendimden bu denli bahsediyorum. Zaten benim günlüğümdesiniz. Merhaba, deniz ben… 

Doğrusu daha iyisini yapamayacağım için alıntı yapmalıyım. Montaigne beni benden aldı! Montaigne’in bahçesinden geçtim ve yeni demetler topladım. 

Kendimden daha iyi tanıdığım biri olsa onun hakkında yazardım. Bu söz hiç de hafife alınacak cinsten bir söz değil.  Ben, ben, ben ve ben övünme amaçlı aciz insan davranışı olarak görünüyorsa yüzüne, belki de aciz olduğun içindir. Ben, beni anlamak için açtım kendimi düne. Denizcakmak.com üzerine…

Normalde insanlar kendi başına kalınca sıkılır, bunalır, ne yapacağını şaşırır. Şimdiki zamanlarda eli telefona gider, hiç istemese dahi birilerini arayıp bulmaya çalışır. Ama bazıları öyle olmadı. Telefon bulunmamışken dahi o zamanki iletişim araçlarını kullanıp bir başkasını gereksiz bulduğu halde yanında istemedi.  

Aslında kendinden kaçmadı. Kendini tanımaya ayırdığı vaktin, kendini bulmak istediği yeri arayıp hayatı düşündüğü temiz zihni kimse anlamadı.