Bazı haberler vardır, okuduğun an göğsündeki o daralma geçer, yerine buz gibi bir su serpilmişçesine ferahlık gelir. Mert Hakan Yandaş’ın “tahliye” haberi de tam olarak böyle bir his. Hani o haksızlığa uğramışlığın, o uzun sessizliğin ardından gelen haklı bir gürültü gibi.
Bizim buralarda vefa sadece bir semt adı değildir, bir duruştur. Mert Hakan, o duruşun en sahici, en kanı deli akan örneklerinden biri oldu her zaman. Onu sadece sahada koşan bir futbolcu olarak görenler, formanın o sarı lacivert dikişlerine nasıl tutunduğunu, tribünün nabzıyla nasıl aynı ritimde attığını ıskalayanlardır. Bugün gelen bu haber, sadece bir “özgürlük” değil, aynı zamanda bir teslim-i hak.
Gözlerindeki o hırsı, her golde armayı öperken yüzünde beliren o çocuksu ifadeyi özlemiştik. “Komutan” dedik ona, çünkü sadece taktiği değil, ruhu da yönetiyordu. Onun yokluğunda sanki sahanın o en ateşli köşesi biraz boynu bükük kalmıştı. Şimdi o kapı açıldı. Omuzlarındaki o ağır yükü bırakıp, ait olduğu o yeşil sahaya, o devasa sevgi seline geri dönüyor.

mert hakan yandaş
Tüm samimiyetimle söylemek gerekirse; hayat bazen en dürüst olanı en sert sınavdan geçirir. Mert Hakan bu sınavdan alnının akıyla, başı dik çıktı. Şimdi o çubuklu formayı üzerine geçirip, o bildiğimiz hırsıyla sahaya adım attığında, sadece bir oyuncu dönmüş olmayacak; bir inanç, bir aidiyet duygusu yeniden canlanacak.
Geçmiş olsun Kaptan. Senin o bitmek bilmeyen enerjin, o “biz buradayız” diyen duruşun bu Kadıköy’e, bu takıma lazımdı. Hoş geldin, safalar getirdin. Şimdi top sende, yürek bizde. Göster onlara o meşhur inadını. Çünkü biz biliyoruz ki; Mert Hakan Yandaş sahadaysa, umut her zaman vardır.