Bildiğiniz üzere, “Pazar akşamı Netflix seyreden girişimciden girişimci olmaz” sözü sıklıkla önümüze düşüyor. Sözler, Boğaziçi Ventures CEO’su Barış Özistek‘e ait. Belki dikkat çekmek için söyledi. Belki, haddinden fazla ilgi gördü. Söylerken bu kadar dikkat çekeceğini de düşünmemiş olabilir. Sonuç olarak, linkedin üzerinde sürekli önüme düşüyor. Tam netflix’i açıp film izleyeceğim derken aklıma geliyor…
Yemek yerken ve yemek yaparken bir şeyler izlemeyi seviyorum. Netflix, Tabii, Amazon Prime Video, Disney+ benim için çok önemli değil. Önemli olan, güzel ve etkili bir yapım bulup onu izlemek oluyor. Sizce, yanlış mı yapıyorum? Bunu düşünmeye başladım. Ancak kafamı rahatlatan bir aktivite gerçekten. Siz neler izliyorsunuz? Kafanızı rahatlatmak için neler yapıyorsunuz?
Son zamanlarda başarıyla ilgili konuşmalar bana garip gelmeye başladı.
Herkes bir şeyin tarifini veriyor: nasıl uyanmalısın, ne izlememelisin, ne okumalısın, kimleri takip etmelisin.
Sanki hayat tek bir şablondan ibaretmiş gibi. Sanki hayatta, herkes aynı şeyleri yaparsa aynı sonucu alacakmış gibi bir kurgu var. Peki, öyle mi oluyor? İnsanlar, aynı şeyleri yapsa bile farklı yönlere gidemez mi? İnsanlar, birebir aynı hareketleri yapsa bile farklı değiller mi? Ben bazen bunları düşünüyorum.
Bir CEO, bir fikir belirtebilir. Elbette hakkıdır. Ancak sözünün kanun olmadığı hatırlanmalı. Özellikle, dijital platformlar üzerinde muhteşem biçimde ilham veren yapımların olduğu yine unutulmamalı.
Şunu fark ettim:
Başkalarının başarı rutinlerini okudukça kendimden uzaklaşıyorum.
Çünkü onların hayatı benim hayatım değil.
Onların temposu benim sinir sistemim değil.
En verimli olduğum zamanlar, kimseye benzemeye çalışmadığım zamanlar oldu.
Takvim boşken, ajanda yokken, kimse benden bir şey beklemezken.
Sonuç olarak; her insan ve farklı ve özeldir. Neler yapacağına kendileri karar verebilir. Düşünme biçimleri farklı olabilir.
Bazıları dinlenince daha iyi düşünebilir. Daha iyi fikirler üretebilir. İnsan zihni dinlenmeden, boşluk yaşamadan, keyif alanı yaratmadan derin düşünemez. Bazıları için disiplin ve rutin çalışır, bazıları için ise esneklik ve zihinsel rahatlık. Girişimcilik tek tip bir karakter değil, kişisel ritimlerle şekillenen bir yolculuktur. Asıl mesele Netflix izlemek değil, kendi enerjini ve üretkenliğini nasıl yönettiğindir. Dolayısıyla, dediğim ve sürekli belirttiğim gibi, her insan farklıdır.
Özellikle, girişimci olmak isteyenler, kendi alanında yapımlar izleyerek başkalarının hatalarını izleme fırsatı bulabilir.
Marka kurma ve ölçekleme tarafına ilginiz varsa The Founder iyi bir başlangıç. Bir fikrin nasıl sistemli bir yapıya dönüştüğünü ve işin perde arkasındaki güç ilişkilerini net gösteriyor. Generation Startup ise daha gerçekçi; parlak başarı hikâyelerinden çok, genç girişimcilerin yaşadığı belirsizlikleri ve duygusal iniş çıkışları anlatıyor.
Finans, etik ve “işin karanlık tarafı” için Dirty Money ve Inside Job mutlaka izlenmeli. Büyük şirketlerin nasıl kararlar aldığını, paranın sistemi nasıl şekillendirdiğini anlamak bakış açısını genişletiyor. Fyre ise kötü yönetilen bir hayalin nasıl felakete dönüştüğünün çok iyi bir örneği.
Kişisel yolculuk ve ilham için The Pursuit of Happyness ve Self Made daha duygusal ama önemli. Sıfırdan bir şey inşa etmenin sadece strateji değil, psikoloji ve dayanıklılık meselesi olduğunu hatırlatıyor.
Bir de doğrudan “başarı öğretmeyen” ama iş dünyasını iyi yansıtan yapımlar var. Suits gibi diziler, müzakere, ikna, güç dengeleri ve insan ilişkileri konusunda farkındalık kazandırıyor. Girişimcilik bazen Excel değil, tamamen insan yönetimi çünkü.

suits
Özetle mesele Netflix izlemek değil; bilinçsiz tüketmek yerine, izlediğinden bir şey düşünerek çıkabilmek. Doğru içerik bazen bir kitaptan daha fazla perspektif kazandırabiliyor.
Sonuç olarak; pazar akşamı netflix seyretmek sizi rahatlatıyorsa, izleyin lütfen. Eğer pazar akşamı güzel bir maç izlemek sizi rahatlatıyorsa, maç izleyebilirsiniz. Unutmayın, Türkiye’nin en zengin adamlarından olan Ali Koç’un takım yönetmeye bile zamanı vardı. Kendinizi sadece netflix ile sınırlamayın. Diğer platformlara da şans verin. Gerçekten muhteşem derecede ilham veren yayınlar var…