DOLAR
Alış: 49.66
Satış: 49.86
EURO
Alış: 55.38
Satış: 55.60
GBP
Alış: 66.04
Satış: 66.53
Mezuniyet Sabahı Kilitli Kapının Arkasındaki Sır: Siyah Çantadaki Unutulmayan Belgeler
- “Baba, o kapıyı açmazsan çığlık atacağım.” Babamın yüzü bir anda değişti. “Bağırma. Annen duyacak.” Tam o anda yatağın üzerindeki siyah çantadan metalik bir ses geldi. Gözlerim çantaya kaydı. Babam da baktığımı fark edince derin bir nefes aldı. “Beren, sana zarar verecek hiçbir şey yapmam. Ama bugün söylemezsem bir daha fırsat bulamayabilirim.” “Elindeki anahtarı bırak. Önce kapıyı aç.” Bir an tereddüt etti. Sonra anahtarı kilitte çevirdi, kapıyı araladı ve geri çekildi. “İstersen gidebilirsin,” dedi. “Yalnız gidersen yarın bu evde bulamayacağın birinin neden kaybolduğunu asla anlayamayacaksın.” Bu sözler beni kapının önünde durdurdu. “Kim kaybolacak?” Babam cevap vermek yerine çantanın fermuarını açtı. İçinden sararmış bir bebek bilekliği, üzerinde benim adımın yazılı olduğu bir dosya ve eski bir kaset çıkardı. “Bunlar ne?” “On sekiz yıl önce sana verdiğim bir sözün kanıtları.” Dosyayı açtığında ilk sayfada bir hastane kaydı gördüm. Doğum tarihim doğruydu. Ama anne adı kısmında Sevim değil, başka bir isim yazıyordu: Necla Yalçın. “Bu bir hata,” dedim. “Hayır.” “Annemin adı neden burada yok?” Babamın gözleri doldu. “Çünkü seni doğuran kadın Sevim değildi.” Dünya sanki yerinden oynadı. Parmaklarım dosyanın kenarında titriyordu. “Demek evlatlığım?” “Bundan çok daha karmaşık.” Babam, on sekiz yıl önce Ankara’da bir özel hastanede teknik servis sorumlusu olarak çalıştığını anlattı. O gece hastanede yangın alarmı verilmiş, yenidoğan servisinde büyük bir kargaşa yaşanmıştı. Aynı saatlerde iki kız bebek dünyaya gelmişti. Biri bendim. Diğeriyse annem Sevim’in bebeğiydi. “Annenin bebeği doğumdan kısa süre sonra hayatını kaybetti,” dedi babam, sesi kırılarak. “Ama o sırada Sevim ağır bir ameliyattan çıkmıştı. Doktorlar ona gerçeği nasıl söyleyeceklerini bilemiyordu.” “Sonra?” “O gece senin annen Necla hastaneden kaçmak zorunda kaldı.” “Neden?” Babam duvardaki saate baktı. Saat dokuzu on geçiyordu. “Çünkü seni ondan almaya çalışan insanlar vardı.” Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi. Ekranı görünce rengi soldu. Bana göstermemeye çalıştı ama tek satırı okumuştum: devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz…
- “Kimden geldi bu mesaj?” diye sordum. Babam telefonunu cebine sokmaya çalıştı ama elleri titriyordu. “Beren, şimdi burayı terk etmemiz lazım.” “Hayır!” Sesim kendi kulağıma bile yabancı geldi. “Bana gerçeği anlatmadan hiçbir yere gitmiyorum. O mesajda ne yazıyordu?” Derin bir nefes aldı. “‘Saat dokuz buçukta kapının önünde olacağım. Kızı teslim et.’ ” “Kız mı? Ben mi?” “Evet.” O an boğazımda bir düğüm oluştu. Az önce kapıyı açması için yalvaran ben, şimdi o kapıdan çıkmaya korkuyordum. “Kim bu insanlar?” Babam çantadan kaseti çıkardı. “Bu kaset, o gece hastanenin güvenlik kamerasından alınan görüntülerin kopyası. Yangın alarmı çaldığında yenidoğan servisinde ne olduğunu gösteriyor. Ama izlemek için bir kaset çalar bulmamız lazım. Arabada var.” “Arabada mı? Yani şimdi çıkıp gidecek miyiz?” “Evet. Ama önce şunu bilmeni istiyorum.” Ellerimi tuttu. “Seni o gece Necla’ya ben teslim ettim. Ona ‘Bu bebeği al, buradan git. Bir daha bu şehre dönme’ dedim. Çünkü seni o hastaneden almak isteyenler, Sevim’in bebeği öldüğünde onun yerine başka bir bebek koymaya çalışıyorlardı. Bir çeşit… gizli anlaşma. Necla bunu öğrendiğinde her şeyi göze aldı ve seni kaçırdı.” “Ama benim adım Beren. Annem… yani Sevim, beni kendi kızı olarak büyüttü.” “Evet. Çünkü Necla seni Sevim’e verdi. ‘Kendi bebeğinmiş gibi büyüt’ dedi. ‘Beni kimse bulamaz.’ Sevim de kabul etti. Çünkü zaten bebeğini kaybetmişti ve seni bağrına bastı.” Başım dönüyordu. “Peki sen? Sen neden bu kadar emek verdin? Neden bizi korudun?” Babam gözlerini kaçırdı. “Çünkü Necla benim kardeşimdi.” Bu, her şeyi değiştirdi. “Necla… senin kardeşin mi?” “Evet. O gece hastanede çalışan tek kişi ben değildim. O da oradaydı. Temizlik şirketinde çalışıyordu. Yangın alarmı çaldığında yenidoğan servisinde bir bebeğin değiştirildiğini gördü. Senin değiştirildiğini. Ve bana geldi. Birlikte seni kurtardık.” “Peki şimdi kim peşimizde?” “O gece seni değiştirenler. Onlar için sen bir ‘hata’sın. On sekiz yıl boyunca seni bulamadılar. Ama şimdi… galiba buldular.” Tam o sırada apartmanın giriş kapısının zili çaldı. Uzun ve ısrarcı bir şekilde. Babamın yüzü bembeyaz kesildi. “Geldiler.” “Ne yapacağız?” Babam çantayı kapattı, kaseti cebine koydu ve beni mutfağa doğru çekti. “Arka balkondan yangın merdivenine çıkacağız. Aşağıda arabam park halinde. Binanın arkasındaki sokaktan çıkacağız.” “Ya annem?” “O bu saatte komşuda. Ona mesaj attım. ‘Beren’le acil bir işimiz çıktı, eve geç geleceğiz’ dedim. Onu bu işe bulaştırmayacağız.” Zil tekrar çaldı. Bu sefer daha uzun. Babam beni balkona çıkardı. Soğuk bir rüzgâr yüzüme çarptı. Yangın merdiveni paslıydı ama sağlam görünüyordu. Aşağı indiğimizde babam arabanın kapısını sessizce açtı. Motoru çalıştırdığında egzozdan çıkan ses bana bir silah sesi gibi geldi. Araba hareket ettiğinde arkaya baktım. Apartmanın girişinde iki adam duruyordu. Biri telefonuna bakıyor, diğeri etrafı kolluyordu. Sonra bizim arabanın çıktığı sokağa döndüler. Babam dikiz aynasından onları izliyordu. “Fark ettiler mi?” “Emin değilim.” Hızlandı. Birkaç sokak sonra ana yola çıktık. Babam kasetteki görüntüleri izlemek için bir yol kenarına çekti. Torpido gözünden eski bir kaset çalar çıkardı. Kaseti içine yerleştirdiğinde görüntüler bulanık ama anlaşılırdı. Yenidoğan servisinde bir kadın, iki bebek yatağının arasında duruyordu. Sonra bebeklerden birini aldı, diğer yatağa koydu. Bileklikleri değiştirdi. Sonra hızla servisten çıktı. “Bu kadın kim?” diye sordum. Babam kaseti durdurdu. “O kadın… Necla’nın görüntüdeki hali. Ama dikkatli bak.” Görüntüyü ileri sardı. Birkaç saniye sonra Necla geri döndü. Bu sefer yanında biri vardı. Babam. Ve babam, bebeklerden birini kucağına alıp hızla servisten çıktı. “Seni kaçıran bendim,” dedi babam. “Ama seni kurtaran da bendim. O gece Necla’nın bebeği değiştirme planını öğrendiğinde, seni o değişimin dışında tutmak için elimden geleni yaptım.” “Necla nerede şimdi?” Babamın gözleri doldu. “Onu yıllar önce kaybettik. Seni Sevim’e verdikten bir yıl sonra bir trafik kazası geçirdi. Ama biliyorum ki o kaza tesadüf değildi.” Tam o sırada arabanın arkasından bir farlar yandı. Bir araba bizi takip ediyordu. “Baba?” Babam gazı kökledi. “Kemerini bağla, Beren. Şimdi asıl hikâye başlıyor.”
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Galeriler
-
4 yıl yurt dışında çalıştından sonra
-
Gelinim, torunlarım sözde “anneannelerini çok özledikleri” için beni bir haftalığına evlerine davet etti
-
Düğün gecemizde kocam beni otelde bıraktı
-
LİMONLU SU kullanırken KAÇINMANIZ GEREKEN 13 HATA
-
Eşim Öldükten Sonra Üç Çocuğumdan Kalacak Yer İstedim, Bana Kapısını Açan Oğluma Verdiğim Üçüncü Zarf Herkesi Ağlattı
-
Henüz 2 aylık Hamile İken, Eşi Askere Gitti.


